KKTC 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yeniden başlayan müzakere çabalarını değerlendirirken, Crans Montana’da yaşanan diplomatik trafiğe dair “ilk kez” açıkladığı ayrıntıları paylaştı.
Medyascope haber protalından Senem Görür Yücel ile görüşen Akıncı, “2004’te de 2017’de de masadan kalkan biz olmadık” dedi ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ilhak çıkışına “Ada’da hiçbir karşılığı yoktur” sözleriyle yanıt verdi.
Röportajda Akıncı, “2004 Annan Planı’nda da, 2017 Crans Montana’da da masadan kalkan taraf biz değildik” diyerek Rum tarafının her iki kritik kavşakta geri adım attığını söyledi.
"Guterres’in çizdiği altı maddeye biz de 'evet' demiştik, Türkiye de 'evet' demişti"
Eski Cumhurbaşkanı Akıncı, yıllardır tartışma konusu olan Crans Montana’nın son gecesine ilişkin önemli bir ayrıntıyı da ilk kez anlattığını vurguladı.
Akıncı röportajda şu ifadeleri kullandı:
"Crans-Montana’da, Türkiye’nin bu konuda gizli kalmak kaydıyla Guterres’e bir belge verdiği zaten basına sızdı. Daha sonra Anastasiadis, eğer gerçekten gelecek seçimlerini değil de gelecek nesilleri düşünen bir siyaset izleseydi, Crans-Montana’da bu konu çözülebilirdi. Çünkü Guterres’in çizdiği altı maddeye biz de 'evet' demiştik, Türkiye de 'evet' demişti.
Ancak Anastasiadis’in tavrını, Çipras’ın yaptığı yorumdan da hareketle anlamak mümkündür. Çipras anılarında “İç konulardan da mutlu değilmiş” diyor. Anastasiadis sadece garantiler meselesinden dolayı değil, iç konulardaki tutumu nedeniyle de mutsuzdu. Bunu şuradan anlıyoruz: Dönüşümlü başkanlığı içine sindiremedi. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini, yani kararlara etkin katılımını da hazmedemedi. Bundan dolayı mutlu değildi.
'İki devletli çözüm konusu orada, o gece Anastasiadis tarafından gündeme getirildi"
Eğer bundan memnun olsaydı, zaten Crans-Montana’nın son gününde Çavuşoğlu’na gidip “Ben bunu halkıma kabul ettiremem. O nedenle seçimimi bekleyelim, bitsin. Ondan sonra sizinle iki devletli çözümü konuşabiliriz.” mesajını vermezdi.
Ben bunu sonradan öğrenmedim; yeri gelmişken sizin programınızda ilk kez açıklıyorum. Çavuşoğlu daha sonra bunu kamuoyuna açıkladı, dolayısıyla gizli bir tarafı da yoktur. Ancak iki kişi arasında geçen bir şeyi ilk açıklayan ben olmadım; bunu siyasi avantaj kazanmak için de kullanmadım. Ama bu bir tarih notudur, paylaşılması gerekir. Kitabımda da daha ayrıntılı şekilde yazacağım.
Çavuşoğlu’yla yaptığımız son heyetler arası görüşmeden sonra, biz Kıbrıs Türk heyeti ve Türkiye heyeti olarak Crans-Montana’da baş başa kaldık. O sırada bana şöyle dedi: “Anastasiadis’in durumu bu. Bunu şimdi bırakalım, seçimler geçsin. Bunu kendi halkına kabul ettiremez. Daha sonra bizimle iki devletli çözümü konuşmaya hazır olacak.”
Benim reaksiyonum ise anında “İnanmayın, bu olmayacak.” şeklinde oldu. “Hiçbir Kıbrıslı Rum lider bunu yapamaz, yaptırmazlar Sayın Bakan.” dedim. Nitekim haklı çıktım. Ondan sonra Anastasiadis lafı çevirmeye başladı; “Ben gevşek federasyon kastetmiştim” gibi ifadeler kullanmaya yöneldi.
Ama iki devletli çözüm konusu orada, o gece Anastasiadis tarafından gündeme getirildi."
Bu sözlerin ardından Anastasiadis’in kısa süre sonra “gevşek federasyon kastetmiştim” diyerek geri adım sinyalleri verdiğini belirten Akıncı, Rum liderliğinin 2017’de sonuç almaya niyetli olmadığını, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekteri Antonio Guterres’in son toplantısında dahi bunun açıkça görüldüğünü ifade etti.
“2004’te de 2017’de de çözümü engelleyen biz olmadık”
Akıncı, hem Annan Planı’na hem de Crans Montana’ya atıf yaparak iki kritik eşikte Kıbrıslı Türk tarafının yapıcı rolünü hatırlattı:
“2004’te de 2017’de de masadan kalkan biz olmadık. Çözümün önünde engel olan taraf Türkiye değildi. Rum tarafı dönüşümlü başkanlık ve siyasi eşitlik konusunda iç kamuoyuna dönük sıkıntılar yaşadı.” açıklamasını yaptı.
Akıncı, Kıbrıs Rum liderliği içindeki “siyasi eşitlik” itirazının sürecin tıkanmasında belirleyici olduğunu söyledi.
Berlin görüşmelerinin arka planında yaşananlara da değinen Akıncı, “Türkiye yönetimi o dönem bu görüşmenin olmasını hiç istemedi… Bu konuyu kendi inisiyatifimle giderek yaptım.” dedi.
"Gerek 2004 Annan Planı sürecinde gerekse 2017 Crans Montana sürecinde çözüme engel olan Türkiye olmadı. Bu bir vakadır, bir gerçektir"
Akıncı, Türkiye-KKTC ilişkilerine dair geçmişte yaşanan kırılmaları hatırlatarak, demokratik değerler etrafında kurulu, saygılı bir ilişki modelinin önemine işaret ederek şöyle konuştu: “Evet benim Türkiye yönetimiyle anlaşmazlıklarım, onların demokrasi anlayışıyla benim anlayışımın bağdaşmadığı, demokratik, laik cumhuriyet anlayışı kavramlarımızın farklı olduğu gerçekleri bir yana… Gerek 2004 Annan Planı sürecinde gerekse 2017 Crans Montana sürecinde çözüme engel olan Türkiye olmadı. Bu bir vakadır, bir gerçektir.”
Çözüm ancak hem iç talep hem de dış dinamiklerin birlikte işlemesiyle mümkün
Müzakerelerin yeniden canlanıp canlanmayacağı sorusuna Akıncı, “Siyasi irade olmazsa hiçbir süreç ilerlemez. Kıbrıs meselesi siyasi irade meselesidir” yanıtını verdi. Çözümün ancak hem iç talep hem de dış dinamiklerin birlikte işlemesiyle mümkün olacağını söyledi.
Kaynak: Medyasope, Röportajı izlemek için bkz. YouTube











Yorumunuz