Özel Haber

Resmi evrakta sahteleme ve resmi evrağı tedavüle sürmekten Ağır Ceza'ya havale edilebilirler

Yargıç Hazal Hacımulla duruşmanın ardından kararını 17 Mart Perşembe, saat 10:15’de açıklayacağını bildirdi.

Aleyhine Mahkemeler tarafından alınmış tefecilik/faizcilik, hile, kasa fişinde montaj ve küçük yaşta çocukların şirket hisselerini yasaya aykırı devralma gibi birçok karar bulunan, 'banka sahibi' Tekin Arhun'nun ve Turizm Planlama Dairesi eski müdürü Turgut Bora Muslu’nun 'resmi evrakta sahteleme' ve “resmi evrağı tedavüle sürme” suçlamaları ile Ağır Ceza'da yargılanıp yargılanmayacağına karar verecek, 'İlk Soruşturma'nın son duruşması bugün yapıldı. 

Yargıç Hazal Hacımulla duruşmanın ardından kararını 17 Mart Perşembe, saat 10:15’de açıklayacağını bildirdi.

Savcı Behrat Mavioğlu 2 sanığın suçlu olduklarına dair muhtemel bir karine oluştuğunu ve sanıkların Ağır Ceza’ya havalesini talep etti

Duruşmada bugün İddia Makamı olarak Savcılık ve Savunma Makamı olarak sanık 1 Turgut Bora Muslu ve sanık 2 Tekin Arhun’un avukatları Mahkeme’ye hitap etti.

Savcı Behrat Mavioğlu hitabında, Fasıl 155, Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’nın 94. Maddesi’ne atıfta bulunarak, şahadet sanığın suçlu olduğu yolunda muhtemel bir karine ortaya koyacak şekilde ise sanığın yargılanmak üzere Ağır Ceza Mahkemesine havale edilmesi için yeterli olduğunu kaydetti. 

Savcılık, daha önce alınan bir dizi Yargıtay kararı doğrultusunda sanıklar aleyhine şahadet olduğunu, tanık 7 tarafından ve emare 11 olarak kaydedilen belge ışığında Sanık 1 Muslu’nun resmi evrağı tedavüle sürdüğünü; sanık 2 Tekin Arhun’un da ilgili resmi belgeyi kurumdan çıkardığının ve uzman raporu ile belgede parmak izlerinin olduğunun belirlendiğini söyledi. 

Savcılık iki sanığın da Ağır Ceza’da yargılanmaları için yeterli şahadet olduğunu, suçlu olduklarına dair muhtemel bir karine oluştuğunu ileri sürerek, sanıkların Ağır Ceza’ya havalesini talep etti.

Sanık 1 Muslu'nun avukatı Dolmacı raporun resmi bir evrak olmadığını, bir şirketin düzenlediği bir raporun resmi bir evrak olamayacağını ileri sürdü

Sanık 1 Turgut Bora Muslu’nun avukatı Süleyman Dolmacı ise hitabında Fasıl 155 Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’nın 93. Maddesi’ne atıfta bulunarak, İlk Soruşturma’da izlenecek usul hakkında kısa bir özet yaptı. Avukat, sanık 1’in aleyhine açılan davalar arasından 1’le 12 arasındaki tüm davalarda ‘resmi evrağı tedavüle sürmek’le itham edildiğini ancak resmi evrakta sahteleme yapıldığına dair Mahkeme’nin önüne hiçbir şey sunulmadığını iddia etti. 

Dolmacı adli belge veya resmi belgenin, idarenin verdiği bir belge, resmi kurumlarca verilen bir belge olduğunu ancak Mahkeme’ye sunulan evrağın üzerinde ne imza, ne mühür, ne initial olan bir rapor olduğunu, ilgili raporun resmi bir evrak olmadığını, bir şirketin düzenlediği bir raporun resmi bir evrak olamaycağını ileri sürdü. Bir sürü kişinin elinde dolaşan bir rapordan bahsedilebileceğini söyleyen ve raporu kendisinin hazırladığını ifade eden bir tanığın şahadetinin sanıkları mahkum etmeye yeterli olup olmadığını soran avukat Süleyman Dolmacı, İddia Makamı’nın şahadeti desteleyecek fotokopi makinesi, printerlardan herhangi bir bulguyu da Mahkeme’ye getirmediğini ve sanıkların Ağır Ceza’ya havale edilmesi için yeterli sebep olmadığını öne sürdü.

Sanık 2 Arhun'un avukatı Kıvanç Rıza Tekin Arhun’a ait parmak izlerinin raporun sahtelendiği 3. ve 4. sayfalarda olmadığını belirtti

Sanık 2 Tekin Arhun’un avukatı Kıvanç Rıza ise avukat Süleyman Dolmacı’ya tamamıyla katıldığını, sanıkların Ağır Ceza’ya havale edilmesi için herhangi bir sebep olmadığını iddia etti. Sanıkları suça bağlayan hiçbir şey olmadığını, iki farklı nüshası olan raporda bu farklılıkları kimin yaptığına dair de bir şey olmadığını ileri süren avukat Kıvanç Rıza, raporun sadece 3. ve 4. sayfalarının sahtelendiğini, sanık 2 Arhun’a ait parmak izlerinin ise raporun sahtelendiği 3. ve 4. sayfalarda olmadığını belirtti.

Rıza ifadeleri İddia Makamı’nın dosyalamadığını ve ifadelerde ne yazdığını göremediklerini kaydetti

Kıvanç Rıza, duruşmalarda şahadet veren 2 tanığın yetkilerini ve misyonlarını aşarak sanıkların bahse konu suçlardan sorumlu olduklarına dair kanat belirttiklerini, hatta bir tanığın ‘tespit ettim’ ifadesini bile kullandığını ileri sürdü. Rıza hitabının devamında, 2. tahkikat memurunun Mahkeme’ye verdiği şahadette “temin etmiş olduğu ifadelerde sanıklar aleyhine şahadet olduğunu’ söylediğini ancak o ifadelerin ne kendilerine ne de Mahkeme’ye sunulmadığını söyledi. Tahkikat memurunun ilgili ifadelerin Başsavcılık’taki dosyada olduğunu belirttiğini fakat bu ifadeleri İddia Makamı’nın dosyalamadığını ve ifadelerde ne yazdığını göremediklerini kaydeden Rıza, bir şahıs tasarrufunda bulunan, ibraz edebileceği bir belgeyi gizlerse, hatta onu imha ederse o belgeyi ibraz etmekten imtina edene dair karine oluşacağını vurguladı.

Avukat, resmi evrak olduğu ileri sürülen belgenin üzerinde imza ve tarih olmadığını, bir belgenin resmi evrak olması için tapu koçanı, ölüm ya da doğum belgesi gibi bir belge olması gerektiğini, bunların yanı sıra bir dairenin yazısının veya bir dairenin hazırladığı bir raporun da resmi evrak olduğunu ancak iddia edilen belgenin üzerinde KKTC mühürü bulunmadığını, raporun sadece hazırlayanı bağladığını, devleti bağlamadığını iddia etti.

Avukat Kıvanç Rıza bazı Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak, dinlenmeyen şahadetlerin ne olduğunun belirtilmesi ve savunmaya yeterli bilgi verilmesi ve yazılı ifadelerin savunmaya verilmesine olanak tanınması gereği konusuna değindi.

Yargıç Hazal Hacımulla daha önce verdiği Ara Karar’a değinerek, bu konuda ‘daha yeni içtihatlar’ olduğunu hatırlattı. Kıvanç Rıza İddia Makamı'nın 15 alınmış ifadeden bahsettiğini ancak kendilerine bu ifadelerden birinin bile verilmediğini, aleyhte ya da lehte tüm ifadelerin savunmaya verilmesi gerektiğini, raporun farklı nüshasının hangi yazıcıdan çıktığının dahi merak edilip araştırılmadığını ve bu soruşturmanın ‘fair bir soruşturma olmadığı’nı ileri sürdü.

Kıvanç Rıza sanıklar Ağır Ceza’ya havale edilecekse Savunma'ya ifadelerin birer suretinin verilmesini talep etti

Kıvanç Rıza, sanıkların Ağır Ceza’ya havalesi için yeterli sebep olmadığını iddia etti ancak Mahkeme sanıkları Ağır Ceza’ya havale edecekse, hiç olmazsa Mahkeme’nin İddia Makamı olarak Savcılığa bir şart koşması ve şu tarihe kadar istenen ifadelerin birer suretinin Savunma’ya verilmesi talebinde bulundu.

Savcı Mavioğlu: Mahkeme’nin Arar Karar’da usule değinmesine rağmen Savunma ısrarla bir şeyler gizlenirmiş gibi savunma yaptı

Savcı Behrat Mavioğlu savunmanın iddialarına kısaca değinerek, Mahkeme’nin Arar Karar’da usule değinmesine rağmen Savunma'nın ısrarla bir şeyler gizlenirmiş gibi bir savunma yaptığını, karineye müphemlik düşürme yönünde bir savunma stratejisi izlediğini belirtti. 

Bir belge resmi işleme girerse o belge resmi bir belgedir

Savcı, evrağın resmi bir evrak olduğunu, devlet dairesi tarafından Bakanlar Kurulu kararı ile ilgili şirkete raporların hazırlatıldığını ve bu raporlara göre düzenlenen hakedişlerin daireye sunulduğunu ve bir belge resmi işleme girerse o belgenin resmi bir belge olduğunu kaydetti. 

Savunma’ya 15 tanığın 8’ini istintak şansı verildi

Savcı Mavioğlu Yargıtay’ın en güncel kararına değinerek, Dağıtım 10/21, Yargıtay/Ceza No: 28/2021 kararında bir şahadetin hearsay (şayia) olup olmadığını değerlendirildiğini, ilk tahkikat aşamasında Mahkeme’nin sadece sanığı suça bağlayacak suçlayıcı şahadetin mevcut olup olmadığını incelemekle görevli olduğunun belirtildiğini ifade etti. Savunma’ya 15 tanığın 8’ini istintak şansı verildiğini hatırlatan Savcı, sanıkların birlikte hareket ettiğine, birlikte sorumlu olabileceğine yönelik yeterli sebep oluştuğunu ileri sürdü ve sanıkların Ağır Ceza’ya havalesini talep etti. 

Yargıç Hazal Hacımulla 17 Mart Perşembe günü, saat 10:15’de kararını açıklayacağını söyleyerek duruşmaya son verdi.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın