Yazılar

Davalarda zenginler ve güçlüler kayırılıyor mu?

Ultra zenginlere açılan kaç davada Başsavcılık tanığı/sanığı dava sırasında yurt dışına çıkıp dönmeyince dava düştü? 

Prensip gereği Mahkemeler ve hukuk sistemi zengin ve güçlüleri kayırmaz, zayıflar karşısında varlıklıları korumaz. 

Rüşvet ve iyilik karşılığı güçlülerin sığındığı ve kurtarıldığı bir hukuk sistemi ise uzun süre var olamaz.

KKTC’de, özellikle 2021’den bu yana, bir dizi suç işlediği iddia edilen zenginin davasında dikkat çekici bir olgu gözlemlenmeye başlandı. 

Ağır suç işlenildiği belgelenen ve dolayısıyla uzun süreli hapis cezası almaları öngörülen varlıklı zanlıların davaları peşi sıra takipsizlikle sonuçlanmıyor muydu? 

Ultra zenginlere açılan kaç davada Başsavcılık tanığı/sanığı dava sırasında yurt dışına çıkıp dönmeyince dava düşmüştü? 

Peki neden tanık/sanık olmadığı halde bazı zanlılar hapishaneye gönderilmişti?

İncelemek gerekti. 

Kamuoyuna mal olmuş, sadece birkaç davaya kısaca bakalım isterseniz:

Serhan Çınar’a okunan dava: 14 gün süre şartı neden getirildi?

İlk ilgi çekici dava kararı, ‘adaleti engellemek için tanığa müdahale’ ve ‘Polise mukavemet göstermek’ten dava okunan avukat Serhan Çınar’ın teminat şartlarının bir süre kısıtına tabi tutulmasıydı. Polis 14 gün içinde Serhan Çınar’a ilişkin davayı hazırlamadığı takdirde teminat şartları ortadan kalkacak ve dava düşecekti. O güne dek KKTC Mahkemeler tarihinde hiç böyle bir karar alınmış mıydı? Polis 14 günlük kısıtlı sürede davayı hazırlayamadı, dava düşüverdi.

Bu ilkten sonra bir başka avukata, avukat Emre Kadri’ye açılan bir davada bir diğer yargıç benzer bir süre kısıtı koydu. Ancak bu sefer Savcılık yargıcın böyle süre tahdidi koymasının yasal dayanağı olmadığı iddiasıyla Asli Yetki istinafa gitti. 

İlkinde neden istinafa gidilmedi?

Vakkas Altınbaş ve Mehmet Altınbaş’a açılan dava nasıl düştü?

Hayatını kaybetmiş Hüseyin Cahit Lido’nun mallarını sahte sözleşmeyle aldıkları iddiasıyla, aralarında ultra zenginler banka sahibi Vakkas Altınbaş ve Mehmet Altınbaş’ın da olduğu 7 sanıklı davada, sanıklardan Ahmet Bayraktar’ın yurt dışına kaçması nedeniyle dava düşürülmedi mi ve dosya kapatılmadı mı?

Bir sanık kaçtıysa diğer sanıklardan elde edilen belgeler davanın sürdürülmesine yeterli değil miydi? Sanık avukat Refet Uzun’un bilgisayarında evrakın sahtelendiğine dair Polis raporu yok muydu? Bir başka sanığın sahtelenen evrağın tasdik tarihinde KKTC’de olmadığı bilgisi Polis’in elinde değil miydi? Dava neden kapatıldı o halde?

Hasan Özok davasında doktor hazırladığı rapordan farklı şahadet verdi; başka doktor neden çağrılmadı?

Ülkemiz zenginlerinden Hasan Özok’un karıştığı bir darp davasında, bir diğer sanığın sağ elinde ‘çatlak olduğu’nu yazdığı raporla ilgili Mahkeme’ye şahadet veren doktorun, duruşmada çatlağı ‘çöküntü’ olarak değiştirmesi ve zanlı Özok’un davasının Ağır Ceza’dan Alt Mahkeme’ye indirilmesi nasıl açıklanabilir? 

Duruşmalarda önce Polis’in tahkikat memuru şahadet verirken bu davada neden tahkikat memurundan önce doktor şahadet vermiştir? Başsavcılık niçin hastanedeki röntgen filmini isteterek başka bir doktoru tanık olarak çağırmamıştır? Ve davanın karşı gruptan diğer sanıkları üç ay hapis cezasına çarptırılırken Özok hapis cezası almadan nasıl kurtulmuştur?

Tekin Arhun’un sanık olduğu bir davada tanık yurt dışına kaçtı diye dava düştü

Sanıkları arasında banka sahibi Tekin Arhun’un da bulunduğu, ‘Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Yoluyla Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek’, ‘Tanıkları Yalan İfade Vermeye veya Doğru Şahadeti Gizlemeye Teşvike Teşebbüs Etmek’le suçlanan zanlıların davasında, sahtekârlıkla para temini suçundan bir başka davada yargılandığı için yurt dışına çıkışı yasaklanmış Başsavcılığın tanıklarından Erkut Hafız’ın yurt dışına çıkış yasağı neden kaldırıldı? Başsavcılık tanık kaçtı diyerek, davayı geri çekmedi mi? Çekti…

Erkman ailesine açılan davada sanığın yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı

Sayılı zenginlerden, banka sahibi bir aileye açılan davada, Erkman ailesinin müebbet hapse kadar ceza gerektiren bir suçtan yargılanacak bir üyesinin rahatsızlığının teşhis edilebilmesi için yurt dışına çıkış yasağı kaldırılmadı mı? İlgili sanık ülkeye geri dönmezse bu dava da düşecek mi?

Yukarıda sıraladığım davalarda hep aynı avukat mı rol aldı? 

Enver Bahçeciler ve Ali Savaş Altan neden hapis yattı?

Tüm bunlar yakın zamanda ve kısa bir süre içerisinde gerçekleşirken, ülkemiz zenginlerinden Ömer Arhun’a ait Opel Plaza ve Özmerhan Ltd.’yi ve Tekin Arhun-Ömer Arhun kardeşlere yakınlığı ile bilinen Halil Kahraman’ın oto galerisini kundaklayan Enver Bahçeciler, aleyhine açılan davanın başından beri Başsavcılığın esaslı tanığı yokken nasıl 3 yıl hapis yatmıştı?

Rüşvet almakla suçlanan Polis Müfettişi Ali Savaş Altan’a açılan davada, Savcılığın tanığı Erkut Hafız KKTC’deyken ve Hafız’ın tanıklık yapacağı belli iken neden tanığın yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı? Ve tanığı artık KKTC’de olmayan bir davada neden Ali Savaş Altan hapse girdi?

Tekrar soralım: KKTC’de suçlu zengin ve güçlüler kayırılıyor mu? Ve her biri ağır suçlar işlediği iddia edilen bu zanlılar yargılanmadıklarına göre suç işleme ayrıcalığına mı sahiptir?

Zengin zanlılar, bu denli ciddi suç işledikleri ileri sürülürken takipsizlik kalkanıyla kimler tarafından ne karşılığında korunuyor? 

Yasaların dışına çıkmamaya azami özen gösteren, her gün iş yaşamında büyük mücadele veren etik sahibi iş insanları niye bu kadar yoruluyor o halde? 

Yeni nesle yasalara uymanın faziletlerini, suç işlemenin ağır bedelleri olduğunu nasıl öğreteceğiz? Gençlerimiz pratiğe baktıklarında ağır suç işledikleri ileri sürülenlerin serbest kaldığı bir ülkede yaşadıklarını görmeyecekler mi?

Bu iddiaları kim araştıracak? Araştırma ve soruşturma açılmıyorsa adalet nasıl sağlanacak?

Eğer daha önceki yazımda dile getirdiğim gibi, yargıyı yozlaştırdığı ileri sürülen 'polis-avukat-savcı-yargıç çetesi' dallanıp budaklanmışsa dürüst adli personeli bu 'çete'nin elinden kim kurtaracak?

Bu 'çete' istediğini kodese tıkacak, nemalandığı zenginleri serbest mi bıraktıracak? Korkunç bir tablo değil mi?

Bu iddialar araştırılmayacaksa, KKTC’deki yargı sisteminin değiştirilmesine heveslenenler bu olayları KKTC yargısı aleyhine kullanmayacak mı? 

Bağımsız yargının Türkiye’den ve KKTC’den siyasi baskı altına alınma girişimlerini reddetmek, bizim hukuk sisteminde her şeyin güllük gülistanlık gösterilmesinin hiçbir şekilde sebebi olamaz. 

Mahkemelerin ve Başsavcılığın aldığı kararlar tartışılamaz diye bir kural yoktur ve bunu hiçbir kurum elinde hapis cezası sopası ile dikte edemez. 

Yargıyı yozlaştıranlar varsa, hiç vakit kaybetmeden ve her kim olursa olsun kendilerinin ve 1’inci dereceden aile üyelerinin tek tek mal ve mülklerinden banka hesaplarına, satın aldıkları hizmetlerden mücevherlerine kadar soruşturulmalıdır.

Güney Kıbrıs yargıda AB aracılığıyla reformlar yapıyor. Rüşvet alan başsavcı yardımcısı 3,5 sene hapis yattı. Bizde her şey tertemiz, ne güzel oyununu bozarak, gözümüzün içine sokan ve zengin sanıkları koruyan bir dizi karar üretilmişse bu kararların hukuka uygunluğu uzmanlarca denetlenebilmeli ve raporlar hazırlanmalıdır. Bu raporlara göre, avukatı, yargıcı ve savcısıyla dosyalar ayrılmalı ve organize bir suç işlenip işlenmediğine bakılmalıdır.

Mahkemeler’deki davaları takip edecek çok daha fazla adli muhabir yetiştirilmeli, davaların ayrıntıları kamuoyuna duyurulmalıdır. Kendi haline bırakıldıkları için Mahkeme salonlarını daha da kire buladıkları ileri sürülen avukatı, polisi, savcısı ve yargıcı ile iddiaya konu bu 'çete' korkusuzca soruşturulmalıdır. 

Can Sarvan’a cansarvan@mikro-makro.net’den doğrudan ulaşabilirsiniz.
:

Yorumunuz

share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın