Özel Haber

Elektrik faturaları için devlet sübvansiyonundan başka çare yok!

Yüzde 368'i geçen fiyat artışlarını devlet sübvanse etmeyecekse Fiyat İstikrar Fonu'nun kaldırılması gerekir...

KKTC’de yeni hissedilen elektrik maliyetinin artışı ile Avrupa bizden çok daha önce sarsıldı. Küresel olarak enerji fiyatları artıyor ancak lokal düzeyde hükümetler tüketicilere yükselen enerji fiyatlarını olduğu gibi yansıtmamak için önlemler alıyor.

Belçika bir kereliğine tüketicilere 100 Euro’luk indirim yaptı ve yoksul tüketicilere sübvansiyon yapıyor. Faturalardaki KDV’yi %21’den %6’ya indirdi.

Çek Cumhuriyeti, KDV’yi 6 ay süreyle dondurdu. Yoksul hane halkının enerji tüketimine aylık 170-208 Euro arasında devlet desteği verdi. Yüksek enerji kullanan işyerlerine devlet kredi sağladı.

Yunanistan’da her evin enerji tüketimine 42 Euroluk devlet katkısı yapıldı. Yoksul hane halkına aylık katkı 100 Euro olarak belirlendi.

İrlanda’da bir defalığına devlet faturalara 100 Euro’luk katkı yaptı.

İtalya’da yoksul hane halkına 200 Euro'luk elektrik faturası, 400 Euro’luk doğalgaz sübvansiyonu verildi.

İspanya’da elektrik tarifeleri %5.11’den %0.5’e düşürüldü. Doğal gaz tarifelerindeki artış %5’le sınırlandırıldı. Yoksul hanelere 90 Euro ısınmada katkı yapılırken, enerji faturalarında %60 indirim yapıldı.

Kıbrıs’ın güneyi enerji ve elektrik faturalarındaki yüksek KDV’de indirime gitti.

Bizim devletimiz ise size süre tanıyorum, mayıs ayına kadar yemeyin, içmeyin, üzerinize bir şey almayın paranızı biriktirip elektrik faturalarını ödeyin diyor. Hükümet insanların zaten marketlerden bile sayılı ürün alabildiklerini, kasap reyonundan artık kolay kolay alışveriş yapamadığını, eski kıyafetleri ile idare ettiğinin farkında değil görünüyor. Telefonu, suyu, kirada olanın kira derdi yokmuş gibi...

Faturalara yansıyan ve %368'i geçen fiyat artışı Mikro-Makro ekibi tarafından ortalama olarak aşağıdaki gibi hesaplanmıştır:

Üstelik yeni elektrik faturalarına karşılıkları boş olsa da ‘Yakıt Değişim Ücreti’ kalemi şimdiden eklenmiş durumda. 17 Şubat 2022’de Resmi Gazete’de yayınlanan Elektrik İnkişaf (Değişiklik - No 1) Nizamnamesi’ne göre artık aylık olarak Kurum tarafından Yakıt Değişim Değeri hesaplanacak ve çıkacak rakam yeni dönem faturalarına yansıtılacak. KIB-TEK yönetimi bu zamları her ay Yakıt Değişim Ücreti’nin ne kadar olduğunu belirterek ekleyecek. Bu hesaplamada elektrik santrallerinin tanklarında bulunan her türlü yakıtın ağırlıklı ortalama maliyeti esas alınacak olsa da yurttaşın ‘her türlü yakıtın ağırlıklı ortalama maliyeti’nin gerçekte ne olduğunu bilmesi mümkün olamayacağı için bu hesaplamalar çok tartışma yaratabilecek. 

Aynı nizamnayeye göre yakıt bedeli ve sabit bedelin toplamıyla 'ortalama maliyet fiyatı' oluşuyor. Sabit bedelde hangi kalemler var, bakalım: KIB-TEK personel gideri, amortisman maliyeti, finansman maliyeti, genel giderler, Kalecik Santrali kira bedeli ve ilave yatırım payı maliyeti. Bu sabit bedele yakıt bedeli eklendikten sonra bir de yakıt değişim ücreti eklenecek. Yanına sokak lambaları tüketim bedeli ki bunun içinde takılan yeni LED armatörlerin yatırım maliyeti de dahildir ve tüm bunların üzerine KIB-TEK’e katkı payı olarak zamlı maktu ücreti binecek. Şimdi KIB-TEK’in finansman maliyetlerine kadar her şeyini ödeyen vatandaş neden bir de kuruma maktu ücreti ödüyor? Yıllardır açıklayamıyorlar!

Ayrıca, yeni yakıt bedeli ucu açık bir tanımlamaya sahip. Yeni yakıt bedelinden mevcut yakıt bedeli çıkarılarak hesaplanacakmış. 

Halkımız KIB-TEK’in borçlarının faizinden santralin kirasına kadar her şeyi ödeyecek ama üzerine bir de elektriği bile düzenli sağlayamayan kurum her yurttaştan ve işletmeden ayrıca maktu ücret alacak...

Fiyat İstikrar Fonu Yasası uyarınca devlet, ‘muhtemel akaryakıt maliyetinde fiyat artışlarını Fondaki mevcut para oranında karşılamak ve bu şekilde mümkün olduğu kadar bu artışların tüketiciye yansımasını önlemek', ’tüketim maddelerinin tüketiciye istikrarlı bir fiyatla arzını sağlamak’ ve ‘tarımsal  ürünlerinin dünya piyasalarında geçerli fiyat düzeyinde pazarlanmasında ve üreticilerin gelirinde yeknesaklık ve istikrar’ için akaryakıtçılardan, motorlu araçların gümrük işlemlerinden, ithalatçılardan ve KKTC'de üretilen her üründen fona kesinti yapıyor. Fiyat İstikrar Fonu’nun amacı dışında kullanan hükümetler fonu esas amacı için kullanmayıp akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki artışı da tüketiciye yansıtıyor.

Fonu kullanıp akaryakıta zam yapmadıklarında da halkı desteklemek için 'fonu sıfırladık' deyiveriyorlar. Fonun amacı muhtemel akaryakıt maliyetinde fiyat artışlarını tüketiciye yansıtmamak değil miydi? Yurttaşın bir cebinden aldığı parayı artış yapmamak için kullanan, sonra da çok iş yapmış gibi hareket eden bir devlet olabilir mi? 

Bizim siyasiler yönetmek için iktidar gelmiyorlar. Niye iktidara geldikleri bellidir... Yönetmek için gelselerdi kara para aklayanları tespit edip ceza keser ve kaynak yaratırlardı. Çok kazanandan daha çok vergi alır, yeşil enerjiye geçiş ve güneş enerjisinden yararlanılması için Kıbrıslı Rum komşumuza milyarlarca Euro veren Avrupa Birliği ile kaynak için görüşürlerdi.

Güney Kıbrıs insanlar kuzeye geçip benzin almasın diye litre başına benzinde ve dizelde 7 sent indirim yaptı. Bizim insanlarımızsa güneyde iş bulmak için yarışıyor!

Kurumların bankalardan aldığı borcun faizini vatandaşına ödet, Türkiye’den ödenmemek üzere borç al, maaşlar için bile Türkiye’den destek iste. Sonra da 'yaşasın bağımsız KKTC' de...

Bağımsızlık buysa ve içindekiler ölürken KKTC yaşayacaksa... Devlet yurttaşı ve işletmeleri sübvanse edeceğine sürekli yurttaş ve şirketler devleti destekleyecekse, bu devlet sadece iktidara gelen siyasilere ve en yakın partizanlarına mı yarıyor?

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın