Dünya

Atina, Trump’ın barış kurulunda ‘Türkiye tuzağı’ndan endişeli

'Trump’ın iş odaklı yaklaşımı bölgede siyasi bir uzlaşmanın önünü açabilir'

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni açıkladığı “Barış Kurulu”, Atina’yı tedirgin etti. Euractiv’in kıdemli editörü, gazeteci Sarantis Michalopoulos, Yunan hükümetinin hassas bir denge kurmaya çalıştığını, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı çıkarlarını korumak için AB ile aynı çizgide dururken aynı zamanda Washington’la daha yakın ilişkiler geliştirmeye çabaladığını belirtti.

Trump’ın açıklaması, Atina’da Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukukun devre dışı bırakılabileceği ya da zayıflatılabileceği endişelerini artırdı. Yunanistan, 24 AB üyesi ülkeyle birlikte Barış Kurulu’na katılmayacak; buna karşılık komşu Türkiye kurulda yer alacak.

Başlangıçta Ortadoğu krizini ele almak için tasarlanan Kurul, Trump’ın geçen hafta Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı açıklamayla daha geniş bir anlam kazandı; Trump, bu yapının kalıcı bir kuruma dönüşebileceğinin sinyalini verdi. Bu ihtimal, Avrupa başkentlerinde Kurul’un BM’yi gölgede bırakabileceği endişelerini doğurdu.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis geçen hafta, Barış Kurulu’nun yalnızca Gazze ile sınırlı kalması gerektiğini söyledi. Bu açıklama, aksi takdirde Yunanistan’ın çevresindeki çözümsüz anlaşmazlıkların da Kurul’un yetki alanına girebileceği yönündeki kaygıyı yansıtıyor.

Türkiye ve Libya’nın, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları sınırları konusunda Yunanistan ve Kıbrıs ile uzun süredir devam eden ihtilafları bulunuyor. Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni onaylamış durumda ve Ankara’nın iddialarına karşı rutin biçimde bu sözleşmeye atıf yapıyor; ancak Türkiye sözleşmeye taraf değil.

Bu siyasi çekişme, yıllardır Akdeniz’in henüz değerlendirilmemiş doğal gaz ve petrol rezervlerinden yararlanma girişimlerini engelliyor.

‘An meselesi’: Trump’ın iş odaklı yaklaşımıyla BM devre dışı kalabilir

Bununla birlikte Trump’ın iş odaklı yaklaşımı, bölgede siyasi bir uzlaşmanın kapısını aralayabilir. Helenik Avrupa ve Dış Politika Vakfı’ndan (ELIAMEP) kıdemli araştırmacı George Tzogopoulos’a göre bu gelişme, artık yalnızca an meselesi.

Euractiv’e konuşan Tzogopoulos, “Öne sürülecek gerekçenin, yetkileri genişletilmiş sözde Barış Kurulu mu yoksa doğrudan ABD arabuluculuğu mu olacağı hâlâ belirsiz. Ama kesinlikle Trump’ın iş odaklı mantığına uyan bir şekilde çerçevelenecektir” dedi.

Tzogopoulos’a göre ABD’nin bölgedeki angajmanı yoğunlaşırsa, Ankara büyük olasılıkla “meseleleri bölgesel aktörlerin kendi aralarında çözmesi, Trump’ın Amerika’sının da arabuluculuk rolü üstlenmesi” şeklindeki bir modeli tercih edeceğini, bunun da fiilen BM’yi devre dışı bırakmak anlamına geleceğini söyledi.

Washington’un artan rolüne dair bir işaret de şudur: Trump’ın ikinci döneminde, ABD’nin enerji devleri Chevron ve ExxonMobil, bölgedeki tüm kilit aktörlerle, Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs ve Libya ile anlaşmalar yaptı.

Yunan ve Türk yetkililer geçen hafta Atina’da “pozitif gündemi” görüşmek üzere bir araya geldi; hedef, gerilimleri yönetmek ve iş birliği alanlarını tespit etmekti. Ülkelerin liderlerinin 12 Şubat’ta buluşması bekleniyor.

Denge siyaseti mi?

Miçotakis ile Trump arasındaki ilişkilerin bozulduğuna dair bir işaret bulunmuyor; ancak iki lider henüz görüşmedi. Buna karşılık Trump, eylül ayında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.

Miçotakis’in Barış Kurulu’nun kapsamını sınırlama çağrısı, Yunanistan’ın ana muhalefetinden eleştiri aldı. Yunanistan’dan sosyalist Avrupa Parlamentosu milletvekili Giannis Maniatis Euractiv’e Başbakan Miçotakis’in Washington’u memnun etmeye çalışırken Avrupa’daki ortaklarıyla kopuş yaşamaktan kaçınmasının, “Yunan dış politikasının uzun yıllara dayanan pozisyonlarını zayıflatan tehlikeli denge oyunları” olduğunu söyledi.

Yunanistan'ın eski enerji bakanı olan Maniatis, “Kıbrıs’ın süregelen işgali ve Türkiye’nin egemen haklara yönelik tekrar eden meydan okumaları” dikkate alındığında, uluslararası hukukun meşruiyetini zayıflatan her türlü girişime Atina’nın kesin biçimde karşı çıkması gerektiğini ileri sürdü.

Maniatis ayrıca, Yunanistan’ın bunun yerine Avrupa savunma ve güvenlik iş birliğini güçlendirme konusunda öncülük etmesi ve yaklaşan zorluklara ortak şekilde hazırlanması gerektiğini söyledi.

Yunanistan'da muhalefet, iktidardaki muhafazakâr Yeni Demokrasi hükümetini Washington’a karşı “sorgusuz (cepte) müttefik” mantığıyla hareket etmekle de suçluyor. Eleştirmenler sık sık Girit’teki Souda Körfezi’ndeki ABD askeri üssüne işaret ediyor. Ortadoğu’da ABD’nin güç projeksiyonu açısından kritik olan bu üssün görev süresi daha önce her yıl yenilenirken, Miçotakis döneminde süresiz hale getirildi.

AB Barış Kurulu’nun kapsamını sınırlamak için Washington’la temas kurmaya çalışacak

Atina’daki diplomatik bir kaynağı Euractiv'e, Yunanistan’ın, girişimi sorunlu ve uluslararası hukuku aşındırma potansiyeli taşıyan bir adım olarak gören diğer Avrupalı ortaklarla aynı çizgide olduğunu söyledi.

Kaynağa göre Brüksel, uluslararası hukuku tutumunun temel taşı olarak kabul ederek Yunanistan ve Kıbrıs’ı istikrarlı biçimde destekledi ve Barış Kurulu’nun kapsamını sınırlamak için Washington’la temas kurmaya çalışacak.

Maniatis, “Kimlerin katıldığı da hesaba katılmalı” dedi. Macaristan’ın katılımı beklenen bir durumken, ülkenin halen geçici bir hükümet tarafından yönetilmesine rağmen Bulgaristan’ın bu yöndeki kararı Brüksel’i şaşırttı. “Belli ki Sofya’da birileri Washington’da puan kazanmaya çalışıyor” diye ekledi.

Kaynak: Euractiv

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın