Amerika Birleşik Devletleri, iç güvenliğe odaklanmak amacıyla müttefiklerine verdiği askeri desteği kısıtlayacağını duyurdu.
Pentagon, yeni Ulusal Savunma Stratejisi’nde Washington'ın ortaklarını savunmaları konusunda daha fazla sorumluluk almaya çağırdı.
Pentagon, önceliklerini değiştiren ve Washington'ın geleneksel ortaklarından uzaklaşma arzusunu teyit eden yeni bir ulusal savunma stratejisini resmileştirdi.
23 Ocak Cuma akşamı yayınlanan 34 sayfalık belgede, ABD ordusu ABD müttefiklerini kendi güvenliklerinden sorumlu olmaya çağırıyor ve Trump yönetiminin iç güvenlik ve Çin'e karşı caydırıcılığa verdiği önemi yeniden teyit ediyor.
Belgenin açılış cümlesinde, "Geçmişteki liderler, askerlerimizin “savaşçı ethosu”nu ve yerini doldurulamaz rolünü ihmal etti; çoğu zaman da bunu açıkça zayıflattı. Bunun sonucu olarak, gerçekten önemli olanı — yani ülkemizi savunma ve sağduyulu biçimde caydırıcılık sağlama işini — bir kenara bıraktık" denilerek, Avrupa ve Asya'daki ortakların savunma finansmanı için önceki ABD yönetimlerine bağımlı olmaları eleştirildi.
Stratejide, Pentagon’un “müttefikler ve ortakların Avrupa’da, Orta Doğu’da ve Kore Yarımadası’nda kendi savunmalarına ilişkin birincil sorumluluğu üstlenmesini sağlayacak teşvikleri güçlendirmeyi önceliklendirecektir. ABD kuvvetleri ise burada kritik fakat sınırlı destek sağlayacaktır” deniliyor.
“'Örnek müttefiklerle' iş birliğini ve angajmanları önceliklendireceğiz"
Belgede şu ifadelere yer veriliyor:
►“Müttefiklerin ve ortakların kolektif savunma yükünün daha büyük kısmını üstlenmesini mümkün olduğunca kolaylaştırmaya çalışacağız. Buna; kuvvet ve harekât planlamasında yakın iş birliği ve kritik görevlerde onların kuvvetlerinin hazırlığını artırmaya yönelik yakın çalışma da dahildir.
Başkan Trump’ın gösterdiği gibi, açık bir hesap verebilirlik olmalıdır. Teşvikler işe yarar ve ittifak politikamızın kritik bir parçası olacaktır.
Bu nedenle, “örnek müttefiklerle” iş birliğini ve angajmanları önceliklendireceğiz: yani ABD’nin kritik fakat daha sınırlı desteği eşliğinde, ihtiyaç duydukları kadar harcama yapan ve kendi bölgelerindeki tehditlere karşı gözle görünür biçimde daha fazla şey yapan müttefiklerle…
Bu iş birliği; silah satışları, savunma sanayii iş birliği, istihbarat paylaşımı ve ülkelerimizi daha iyi duruma getiren diğer faaliyetleri kapsayacaktır."
İran'da İsrail’in güçlü askeri kabiliyetleri ve bölgede etkili ortaklar ile birlikte hareket etmekten söz ediliyor
►“İran’ın yarattığı tehditlere karşı, İsrail’in güçlü askeri kabiliyetleri ve bölgede etkili ortaklar ile birlikte hareket ederek caydırıcılığı sürdürmek ABD’nin çıkarınadır.
Bu nedenle Bakanlık, İran’a karşı denge unsuru oluşturacak yerel ortakların kapasitesini artırmayı ve onları teşvik etmeyi hedefler. Bu yaklaşım, ABD’nin tek başına sürekli yük taşıdığı bir düzen yerine; bölgesel ortakların daha fazla sorumluluk aldığı bir çerçeveye dayanır.
Bu strateji, sorumluluk alan ve kendi güvenliğine yatırım yapan müttefiklerle iş birliğini daha ileri taşımayı hedefler. Savunma harcamalarını artıran, kendi bölgesindeki risklere aktif şekilde karşı koyan ve kolektif caydırıcılığa gerçek katkı sunan ortaklar, ABD’nin öncelikli iş birliği alanı olacaktır.“
Müttefikleri silahlandırma
►“Bu aynı zamanda, ABD’nin müttefikleri ve ortakları kolektif savunmamızın yükünün daha büyük kısmını üstlenmeye başladığında, onları silahlandırmaya yardımcı olabilmesi açısından da kritik önemdedir. Buna; daha küçük/ikincil tehditlere karşı caydırma veya savunma çabalarına liderlik etmek de dahildir.
Bu nedenle DIB [ABD savunma sanayi tabanı], bu stratejinin diğer temel sütunlarını da ayakta tutan bir altyapıdır."
Kaynak: ABD 2026 Ulusal Savunma Stratejisi
ABD Ulusal Savunma Stratejisi, "ABD kuvvetleri kendi vatanlarını ve Hint-Pasifik bölgesini savunmaya odaklanırken, müttefiklerimiz ve ortaklarımız kendi savunmalarından sorumlu olacak ve ABD kuvvetlerinden daha sınırlı ancak gerekli destek alacaklardır" diye uyarıyor.
Pekin ile “saygılı ilişkiler”; Rus tehdidi yönetilebilir
ABD eski Başkanı Joe Biden döneminde yayınlanan önceki ulusal savunma stratejisi, Çin'i Washington için en önemli tehdit olarak tanımlamış ve Rusya'nın "ciddi bir tehdit " oluşturduğunu belirtmişti. Ancak yeni belge, Çin'in kendi toprağı olarak iddia ettiği ABD müttefiki Tayvan'dan hiç bahsetmeden Pekin ile "saygılı ilişkiler" kurulmasını savunuyor.
Ayrıca Rus tehdidini "kalıcı ancak yönetilebilir" olarak tanımlıyor ve NATO'nun çok daha güçlü müttefiklerinin bu nedenle "Avrupa'nın konvansiyonel savunmasının birincil sorumluluğunu üstlenmek için iyi bir konumda" olduğunu savunuyor.
Benzer şekilde, Pentagon, "Güney Kore, Kuzey Kore'yi caydırma sorumluluğunu esas olarak üstlenebilecek kapasitede olup, ABD'nin desteği de gerekli ancak daha sınırlı olacaktır" diyerek, bölgesel güvenliğin müttefiklere devredilmesine bir başka örnek veriyor.
Joe Biden ve Donald Trump'ın savunma stratejileri karşılaştırıldığında, her ikisi de iç güvenlik savunmasının önemini vurguluyor, ancak mevcut tehditlere ilişkin açıklamaları önemli ölçüde farklılık gösteriyor. 2026 tarihli belgeye göre Pentagon, "sınırlarımızı kapatma, her türlü işgali püskürtme ve belgesiz yabancıları sınır dışı etme çabalarına öncelik verecek."
Joe Biden ise Çin ve Rusya’ya odaklanmış, bunların herhangi bir terör tehdidinden daha fazla “ulusal güvenlik ve iç güvenlik açısından daha tehlikeli meydan okumalar” oluşturduğunu belirtmişti.
Bu stratejik yeniden odaklanma, Donald Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'ndaki konuşmasından iki gün sonra gerçekleşti.
Amerikan başkanı konuşmasında ülkesinin gücünü vurguladı, Avrupa'yı sert bir şekilde eleştirdi ve Grönland'ı ilhak etme niyetini yineledi. Cumhuriyetçi başkanın son birkaç aydır NATO müttefiklerine yönelik tekrarlanan saldırıları, onlardan çok sayıda tepkiye yol açtı; bunların en dikkat çekici olanı ise Kanada Başbakanı Mark Carney'nin "dünya düzeninin çöküşünden" bahsetmesiydi.
Bu açıklamaların ardından, yeni Amerikan stratejisi Kanada ve diğer komşu ülkelerle iş birliğini savunurken, aynı zamanda net bir uyarıda bulunuyor.
Belgede şu ifadeler yer alıyor: “Kanada'dan Orta ve Güney Amerika'daki ortaklarımıza kadar komşularımızla iyi niyetli bir diyalog kuracağız, ancak ortak çıkarlarımızın savunulmasına saygı duymalarını ve katkıda bulunmalarını sağlayacağız. Eğer bunu yapmazlarsa, Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkarlarını somut olarak ilerletecek hedefli ve kararlı eylemlerde bulunmaya hazır olacağız.”
"Askeri üstünlük"
Beyaz Saray'ın Aralık 2025 başlarında yayınladığı ulusal güvenlik stratejisi gibi, yeni belge de Latin Amerika'yı Amerikan önceliklerinin en üstüne yerleştiriyor. Pentagon, "Amerikan kıtasında ABD askeri üstünlüğünü yeniden tesis edecek. Bunu, anavatanımızı ve bölgedeki kilit alanlara erişimimizi korumak için kullanacağız." Yol haritasında bunun "Monroe Doktrini'nin Trump uzantısı" olduğu belirtiliyor.
Amerikan başkanı, Venezuelalı mevkidaşı Nicolás Maduro'yu yakalama operasyonunu, Amerika kıtası üzerindeki tartışmasız ABD üstünlüğünü yeniden tesis etme ihtiyacıyla gerekçelendirdi. Venezuela'nın başkenti Caracas'ta gece yapılan bu operasyonu, Latin Amerika'yı Amerika Birleşik Devletleri'nin münhasır alanı olarak gören, bir asırdan fazla geçmişe sahip Monroe Doktrini'nin yeniden canlandırılması olarak sundu.
Geçtiğimiz eylül ayından bu yana, Amerika Birleşik Devletleri, kaçakçılık şüphesiyle hareket eden gemilere karşı otuzdan fazla saldırı düzenledi ve bu saldırılar Karayipler ve Pasifik'te 110'dan fazla ölümle sonuçlandı. Trump yönetimi, hedef alınan gemilerin gerçekten herhangi bir kaçakçılık faaliyetine karıştığına dair hiçbir kanıt sunmadı.
Dahası, belgede Biden yönetiminin "yükselen bir tehdit" olarak tanımladığı iklim değişikliğiyle bağlantılı tehlikelerden hiç bahsedilmiyor.
Kaynaklar: ABD 2026 Ulusal Savunma Stratejisi - Le Monde











Yorumunuz