Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesini yayımladı.
Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada,
“Görünümdeki bu revizyon; Eylül 2024’te not yükseltilmesinden bu yana döviz (FX) rezervlerinin beklenenden hızlı artmasıyla dış kırılganlıklarda sağlanan ilave azalmayı, rezerv kalitesindeki iyileşmeyi, döviz cinsi koşullu yükümlülüklerdeki düşüşü, görece sıkı makroekonomik politikaların sürdürülmesini ve belirgin bir politika gevşemesi riskinde kısmi azalmayı yansıtmaktadır. Notlar; Türkiye’nin büyük ve çeşitlendirilmiş ekonomisi, düşük kamu borcu ve dış finansmana erişimi stres dönemlerinde dahi sürdürebilme geçmişi tarafından desteklenmektedir. Bununla birlikte notlar; yüksek enflasyon geçmişi, para politikasına yinelenen siyasi müdahale dönemleri ve alışılmışın dışında (ortodoks olmayan) politika uygulamaları, tekrarlayan dış krizler ve zayıf yönetişim tarafından sınırlandırılmaktadır” denildi.
Açıklamanın devamında şu noktalara dikkat çekildi:
Daha güçlü döviz rezervleri
“Türkiye’de brüt döviz rezervleri ocak ayı ortasında 205 milyar ABD dolarına yükseldi; bu tutar 2024 sonundaki 155 milyar dolardan artış anlamına geliyor. Swaplar hariç net rezervler ise daha güçlü bir toparlanma göstererek Mart 2024’teki eksi 66 milyar dolarlık dip seviyeden 78 milyar dolara çıktı. 2024’ün ilk yarısından itibaren yerel bankalarla yapılan swapların çözülmesi rezerv kalitesini iyileştirdi. Bu süreç ilk aşamada dolarizasyonun gerilemesi ve sermaye girişleriyle, 2025’te ise altın fiyatlarındaki yükselişle desteklendi.”
Dış tampon genel olarak korunuyor
“Brüt rezervlerin 2027 sonunda cari dış ödemelerin 4,4 ayını karşılayacağını öngörüyoruz. Bu oran 2024 sonunda 4,6 aydı ve ‘BB' not grubu medyanı olan 5,1 ayın altında kalıyor. Bu istikrar [çok küçük bir düşüş var anlamında], ılımlı sermaye girişlerinin; daha güçlü iç talep ve reel efektif kurdaki değerlenmenin gecikmeli etkisi nedeniyle 2025’te GSYH’nin %1,4’ünden 2027’de %2,4’üne genişlemesini beklediğimiz cari açığı büyük ölçüde finanse etmesini yansıtmaktadır."
"2023’ten beri devam eden Dolarizasyondan çıkış sürüyor: Seçimlerin Mayıs 2028 takviminden önce yapılacağını varsayıyoruz”
“Döviz cinsi ve dövize endeksli korumalı mevduatların toplam mevduatlar içindeki payı 2025’te hafif gerileyerek %39’a indi. Bu oran 2023 ortasında %73’tü ve önemli ölçüde düşmüştü; ayrıca dövize korumalı mevduat (KKM benzeri) düzenlemesi başarılı şekilde tasfiye edildi. Yetkililerin, nominal liranın istikrarlı bir şekilde değer kaybetmesini desteklemek için müdahalelerini sürdürmesini ve seçimlere yaklaşıldıkça daha zor yönetilecek dolarizasyon risklerini sınırlamak amacıyla makro-ihtiyati araçları kullanmasını bekliyoruz. Seçimlerin Mayıs 2028 takviminden önce yapılacağını varsayıyoruz.”
Dış finansman pozisyonu iyileşiyor
“Türkiye’nin önümüzdeki 12 ay içinde vadesi dolacak dış borcu (ticari krediler dahil) 224 milyar ABD dolarıdır ve bu tutar döviz rezervlerine kıyasla hâlâ yüksektir. Ancak ülkenin likit dış varlıklarının kısa vadeli dış yükümlülüklere oranı olarak ölçülen dış likiditenin, 2024 sonunda %80 düzeyinden 2027’de %100’e yaklaşacağını öngörüyoruz; bu oran yine de mevcut ‘BB’ not grubu medyanı olan %136’nın altında kalacaktır. Riskler; Türkiye’nin stres dönemlerinde hem kamu hem özel sektörün dış finansmana erişimini sürdürebilme geçmişiyle ve Türkiye’nin dayanıklı bankacılık sektörünün sağladığı destekle kısmen dengelenmektedir.”
Daha kalıcı politika çerçevesi
“Fitch, para politikasının 2026 sonunda görece sıkı kalacağını; reel politika faizinin %4,5 seviyesinde olacağını ve 2027 sonunda %2’ye gevşeyeceğini öngörmektedir. Seçimler öncesinde mali transferlerin artması, asgari ücret artışları ve kredi kısıtlarının gevşetilmesini içeren bir teşvik süreci olabileceğini varsayıyoruz; ancak 2022/2023’te görülen aşırı gevşek ve oldukça ortodoks dışı politikalara geri dönüş beklemiyoruz. Yine de Türkiye’nin para politikası çerçevesindeki zayıflıklar — özellikle bizim görüşümüze göre bağımsızlık eksikliği — nedeniyle politika tarafında belirgin aşağı yönlü riskler bulunmaktadır."
Mali performans iyileşti
“Genel kamu açığı 2025’te yaklaşık 2 puan daralarak tahmini olarak GSYH’nin %2,9’una geriledi ve beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Asgari ücret ve idari fiyat artışlarının sınırlı kalması dezenflasyonu destekledi. Fitch, açığın 2027’de GSYH’nin %4’üne yükseleceğini, ancak genel kamu borcunun/GSYH oranının büyük ölçüde istikrarlı kalacağını ve 2027 sonunda GSYH’nin yaklaşık %25’i civarında olacağını öngörmektedir; bu oran ‘BB’ not grubu medyanının yaklaşık yarısına karşılık gelir. Merkezi yönetim borcunun döviz cinsi payı 2025 sonunda %53’e düştü (2023 sonunda %64’tü).”
"Yüksek enflasyon, dirençli büyüme: Gerileyen enflasyonun 2027 sonunda %19,5 olacağını öngörüyoruz"
“Mayıs 2024’te %75 olan ve %31’e kadar gerileyen enflasyonun 2027 sonunda %19,5 olacağını öngörüyoruz. Bu seviye hâlâ hedefin oldukça üzerindedir ve derecelendirdiğimiz tüm ülkeler içinde en yüksek enflasyondur. Hizmet enflasyonunun daha yapışkan seyretmesi, düşüş eğiliminde olsa da enflasyon beklentilerinin daha yüksek kalmasına katkıda bulunmaktadır. Oynak piyasa algısıyla birlikte, yüksek enflasyon beklentileri; politika duruşunun belirgin şekilde daha gevşek bir çizgiye çevrilmesi halinde enflasyonist, makroekonomik ve dış baskıların hızla ciddi biçimde kötüleşmesine yol açabilir. GSYH büyümesinin 2026’da 0,3 puan yavaşlayarak %3,5’e gerileyeceğini, 2027’de ise %4,2’ye toparlanacağını öngörüyoruz; bu oran, Türkiye’nin potansiyel büyüme hızına ilişkin değerlendirmemizin biraz üzerindedir."
Siyasi riskler, zayıf yönetişim
"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mart ayında tutuklanmasının ardından görülen ölçekte bir piyasa dalgalanmasını tetikleyebilecek iç siyasi gelişmelerin olasılığının azaldığını değerlendiriyoruz; ancak bir sonraki seçim öncesinde kayda değer riskler sürmektedir. Türkiye’nin Dünya Bankası Yönetişim Göstergeleri (WBGI) yüzdelik sıralaması düşüş eğilimini sürdürerek 31’e gerilemiştir; bu seviye, ‘BB’ not grubunun medyan değeri olan 44’ün belirgin biçimde altındadır."
Jeopolitik risklerde azalma
"Son dönemdeki aksaklıklara rağmen, Kürt uzlaşısına yönelik devam eden çabaların güvenlik risklerini azaltması ve ABD ile ilişkilerin iyileşmesini desteklemesi beklenmektedir. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın erken seçimde aday olabilmesi için gerekli olan 360 milletvekili sayısını güvence altına almaya yardımcı olacak şekilde, ana Kürt partisi DEM ile bir anlaşmaya giden yolu da açabilir. Bununla birlikte, bölgesel güvenlik ortamının oynaklığı jeopolitik zorluklar yaratmayı sürdürmektedir."
ESG – Kurumsal Yönetim
"Türkiye’nin ESG [Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim] başlığı altında, “Siyasi İstikrar ve Haklar” ile “Hukukun Üstünlüğü, Kurumsal ve Düzenleyici Kalite ve Yolsuzluğun Kontrolü” alanlarında ESG İlişkililik Skoru (RS) 5’tir. Bu skorlar, Dünya Bankası Yönetişim Göstergeleri’nin (WBGI) Fitch’in kendine ait Egemen (Ülke) Derecelendirme Modeli (SRM) içinde yüksek ağırlığa sahip olmasını yansıtır. Türkiye’nin WBGI kapsamında 31. yüzdelik dilimde yer alması; siyasi sürece katılım haklarının orta düzeyde olmasına karşın, cumhurbaşkanlığı makamında artan güç merkezileşmesi ve denge-denetim mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle kurumsal kapasitenin orta düzeyde ancak kötüleşen bir görünüm sergilemesiyle, hukukun üstünlüğünün eşit ve tutarlı uygulanmamasıyla ve orta düzeyde yolsuzlukla ilişkilendirilmektedir."
Kaynak: FITCH











Yorumunuz