Yazılar

Hotel and casino yönetimi Ercan Turan’ın kararının arkasında mı?

Görülüyor olmalı hiç susmadık… Meydanı fazla boş buldunuz, konuşmaya yeni başlıyoruz!

Kendisini ‘Otelciler Birliği As Başkanı’, ‘Casino İşletmecileri Birliği As Başkanı’, ‘Şans Oyunları Kurulu üyesi’ ve ‘Merit Crystal Cove Hotel Genel Müdürü’ olarak tanıtan bir şahsın, erken genel seçimde Yeniden Doğuş Partisi'nden (YDP) Girne milletvekilliğine aday olacağını açıklamasından ne anlarsınız?

Anlaşılanlar şunlardır: Bu zat turizm sektöründedir; casinolarla ilişkilidir; şans oyunlarıyla bağlantılıdır ve KKTC’de yıllardır en büyük casinolu oteller arasında yer alan bir grubun büyük otellerinden birinin genel müdürüdür.

Böyle cafcaflı unvanlara sahip olan birinin YDP’den milletvekili adayı olacağını açıklaması akla birçok soru daha getiriyor…

Ercan Turan politikaya atılıyorsa ve halen otelin genel müdürü ise Merit Oteller Grubu’nun Turan üzerinden politikaya doğrudan giriş yaptığını mı düşünmeliyiz? 

Profesyonel işletmelerde bir yöneticinin siyasal bir partiden aday olması söz konusu olursa bu durum o işletmeyi doğrudan ilgilendirir ve her şartta yönetimin bir ‘olur’u alınır. Olur alınmazsa kişiyle yollar ayrılır. Olur alınmışsa, kişi aynı pozisyonda kalır ve işletme doğrudan veya dolaylı olarak adaylığını koyan yöneticisinin ve aday olduğu partinin arkasındadır. 

Bu durum sadece kişinin yönetici olduğu otel için değil, temsil ettiği birlikler ve kurullar için de geçerlidir. Nitekim Ercan Turan’ın Otelciler Birliği Asbaşkanlığı’ndan ve Casino İşletmecileri Birliği Asbaşkanlığı’ndan ayrıldığı belirtiliyor. O halde birlik temsilcisi olarak yer alabileceği Şans Oyunları Kurulu üyeliğinden de ayrılmış olması muhtemeldir.

Ercan Turan siyasete atıldığı için, önceden içinde bulunduğu iki birliğin siyaset üstü konumunu baltalamamak adına bu birliklerden ayrılmak zorunda kalıyor. Zira hiçbir birlik bir yönetim kurulu üyesi üzerinden bir siyasal partiye daha yakınmış algısı yaratmayı tercih etmez. Peki birlikler bu kadar hassasken koskoca oteller grubu, bir genel müdürü üzerinden YDP ile anılmaktan rahatsız olmaz mı? Olmamışlar demek ki…

Öyleyse, durum enteresan hakikaten… Ercan Turan YDP Girne milletevekili adayı ve halen Merit Crystal Genel Müdürü ise, Merit Yönetimi’nin bu durumda bir gariplik gördüğüne dair hiçbir emare yoktur diyebilir miyiz? O zaman oteller grubunun, bir yöneticisinin YDP’den aday olması dolayımıyla YDP’ye alenen destek olduğu sonucuna mı varmalıyız?

Bu ülkede yıllardır ‘hotel and casino’ların siyasilere gayri yasal yollarla finansal destek sağlayarak lobi yaptıkları iddia ediliyor. Lobicilik niye yapılır? Bir grubun çıkarlarına aykırı yasaların geçmesini engellemek, istedikleri yasaların Meclis’ten onay almasını sağlamak için… İddialar doğru ya da değil, ama en azından bir otel grubunun YDP üzerinden bu iddiaların doğru olabileceğine dair şüpheleri güçlendirdiği düşünülmez mi artık?

Öyleyse şayet, bu rahatlık, hatta pişkinlik nereden ileri geliyor? Acaba başka bir olayın açtığı yoldan ilerleme gayreti içinde olanlar mı var? YDP’den ayrılan ve kendi partisini kuran bağımsız milletvekili Bertan Zaroğlu’nun hangi kaynakla parti kurduğu, bu partinin büyük ilçe binalarının finansmanını nasıl sağladığı merak ediliyor. Bertan Zaroğlu’nun, siyaseti dizayn etmekle fazlasıyla haşır neşir başka bir hotel and casino sahibi ile arasının çok iyi olduğu yönündeki iddialar doğru mudur?

Pespayelikleriyle uluslararası arenada Kıbrıs’ın kuzeyinin gerçek yüzünü gösteren birçok Kıbrıs Türk siyasinin yardımıyla adadaki ‘Türkiyeliler’i temsil ettiğini sanan tipler türedi. Kıbrıs Türk sağının ve işbirlikçi solunun verdiği vatandaşlıklarla Kıbrıslı Türkler kendi ülkelerinde azınlık haline geldi. Bu zeminin üzerinde Türk milliyetçiliği yaparak, ‘Türkiyecilik’, ‘Türkliyelilerin partisi’ oyununu oynayan her partinin ve seçilmişlerinin zamanla ne rezillikler içinde olduğu kanıtlarıyla ortaya çıkacaktır.

Kıbrıs Türk siyasetindeki tükenmişliği bir fırsat olarak değerlendiren, o siyasilerin yarattığı boşluğu siyaseti daha da sıradanlaştırarak, Türkiyelilik şiarıyla dolduracağını sanan aklıevvellerin yaptığı hataların bedeli ise tüm topluma, hatta Türkiye’ye de mal olabilir.

Birçok çirkef Kıbrıs Türk siyasiden hiçbir farkları olmadığını, en az onlar kadar çıkarlarının peşinde koştukları belli olanları bir yana bırakalım şimdilik ve yeni türeyenlere safçasına ne yaptığını bilmez birkaç ‘Türkiyeli’ diyelim… Ya arkasındakiler? Türkiye’nin gri listeye girdiği bir ortamda, cılkı çıkmış KKTC siyasetinde hotel and casinoların siyasetin doğrudan içinde olduğuna yönelik bir gerçekliğin sonuçlarını öngörecek kapasitede kimse yok mu aralarında? Köy sanıyorlar burayı galiba… AB’nin, BM’nin, ABD’nin, Güney Kıbrıs’ın, IMF’nin, Dünya Bankası’nın, FATF’ın KKTC’de yok görünürken burada olduğunu unutuveriyorlar.

Cumhuriyet Meclisi komisyonunda tartışılan 'Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Yasa Tasarısı’na ilişkin olarak şöyle diyecekti 4 Temmuz’da Ercan Turan: “Çok salakça bir yasa, bunu savunmak salaklığın daniskası! Para aklamak dünyada çok kolayken bunu casinolarla özdeştirmek ve bunu savunmak cehaletten öte bir şey değildir.” Turan dünyayı öyle iyi takip ediyor ve o denli bilgili bir yönetici ki ‘salakça’ dediği yasa, o bu yorumu yazarken Türkiye’de çoktan geçmişti ve Türkiye’nin, Suç Gelirlerinin Önlenmesi Yasası’nı geçirmesi bile kara para aklamayla ve terörizmin finansmanıyla olması gerektiği ölçüde mücadele etmediği için ekim ayında gri listeye alınmasını engelleyemedi. ‘Para aklamak dünyada çok kolay’mış! Demek ki değilmiş, koskoca Türkiye’yi de gri listeye alırlarmış! 

Ercan Turan’ın bilgi birikimi ortada… Ya YDP? Ya bu durumda bir tuhaflık görmeyen otel yönetimi? Birileri KKTC’nin de gri listeye alınmasını mı istiyor? Türkiye ile hep bir örnek olacağız ya o hesap… Casinolu otel yöneticilerinin siyasete girdiği bir ülke KKTC banallığında ‘normal’ görünüyor olabilir, KKTC’nin dışına çıkarsanız bu durum Kıbrıs’ın kuzeyinde gri noktaların arttığına dair açık bir gösterge olarak kabul edilir. 

Türkiye’yi gri listeye alan FATF, 2008’in Şubat ayında Kıbrıs’ın kuzeyini gri listeye almış, KKTC’nin kendisinden asla beklenmeyecek bir hızla yaptığı yasal değişikliklerle 2008’in Ekim ayında ülkemiz listeden çıkarılmıştı. Bu arada roket hızıyla Şans Oyunları Yasa Tasarısı da hazırlanmıştı. Oldukça düşük seviyeden dünyaya bakınca bulunduğu yeri dünyanın merkezi sanabilir insan, dünyanın merkezinden KKTC’ye son haliyle bakıldığında ise iş birliği ile hiçleştirilen ülke daha da küçülmüştür.

En komiği de nedir biliyor musunuz? Buradaki Türkiyelilerin Türkiye’nin bir ilinden akrabası telefonlara sarılınca oy pusulalarından Bertan Zaroğlu’nun, Türkiye iktidarının seçime müdahaleleri ile YDP’nin veya nice nice yenilerinin seçilme yarışına ses çıkarmayacaklarının sanılmasıdır. Görülüyor olmalı hiç susmadık… Meydanı fazla boş buldunuz, konuşmaya yeni başlıyoruz!

:

Yorumunuz

share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın